16.9.12

taş.

 
gözler görüldü, yumulmuş,
kör bir zamandaymış postalar
taş'maktan göremeyenmiş zaman.


küçüksu





şehirlerden ışıklar seçip,
yağmurlu güne güneş seriyorum,
rüzgar, boynumuzun güzel arkadaşı.

ile: seçil kalenderoğlu

6.8.12

ev


insanlığa şahit olmuş evler,
durup önünde nefes biliyorum.

kör bir soluk içinde,
kör bir bakmaya geleyim;
giderken.

26.7.12

pencere


çiçekleri suladığım yerdeyim,
uyku içinde.
bulunmuyor yapraklar.
evlerin sesleri taşlarından taşmakta,
artık pencerem ayrı
penceremden ayrı.

köy



çimenlere isim bulup, çimenlerden tütüyordu
arnavutköy'ün evliği güneşlenmiş
bir de
ihtiyarlamıştı.

ile: Çisel Karacebe, Seçil Kalenderoğlu

istanbul


evlerine sığamıyordu perdeler; ötelenmişti,
çoğu istanbul'un istanbul'undaki.

kara



gölgelenen daldan hız kesiyor yarım bacaklı bir dünya
çevirdikçe topallaşıyor kıyısından denizsiz kurak içi
vapurları karalara boyanmış bulunca karadeniz açığı
gözler rengini seçemez olur muş.

29.6.12

ateş


balatlı iki balıkçı teknesinin akşamındaki izmaritlerdik,
yosunları duyar ancak sevişemezdik.
çimenlere düşsek, rüyalar göğün içini delerdi
ya sabah olur ya da sabahı beklerdik,,
gelmezdi.

ile: seçil kalenderoğlu

emirgan

özellikle yan olmalı. çünkü hep böyle izledim bu sahneyi.
çocukluğu çiçek çiçek toprağa bağlamak tadını
hep böyle aldım.
salıncağa uzanmış, hazirana kavuşmuş
misafirliğin kurabiyesi ve çayı iken.

çok eski zaman, yirmi yaşım için bile.

27.3.12

cemrenin düşmesi

gezi parkı'nda güzel duruş'lar bıraktık.

ile: zeynep kale

27.12.11

kurban bayramı 2011


güzel olan her renk lacivert'ten kahverengi'ye giden yoldan gelir
bazı söylediklerimiz, fotoğrafın kurban bayramı halinden daha mühimdir
her şey istanbul iken bu renk bu bulut bu kuş ve ağaç aslında yalnızca
soğuktur,
sıcak görünen sarı soğuk.


çayın buharlı simidi

çaya simit katıyorum
simite çay serpiyorum
fotoğrafı masaya seriyorum
kendime buhar yoruyorum.

ile:beşiktaş simidi, otopark çayı



21.11.11

cocorosie

biraz ironi barındırır, pencere önüne yapay çiçek koymakla başlar bunlar.
"Shot a rabbit from the back seat window
Sat and watched the summer corn grow
Ate ice cream in a desert dream
And got lost in father's singing
Too hot inside Too hot outside
Lazy days when I said let's go for a ride
We'd sail on Spirit Lake
Me, my pappy, and his lemonade"
ile:bilge yılmaz.

13.11.11

16



mor ağaç, mor gök.

içinde büyüyen ağaçla
defalarca başa sardırır
şarkıları
da.da.da.da.daa..
fuerteventura

26.10.11

izinsiz iki

                                                    
                                                                       
bazen masallar buluyorum,
görülebilir...
kuşları dans içinde,
görülebilirim.


fotoğraf:
enes yurdaün.

izinsiz fotoğraf kullanıyorum.

"ya da" ayrılığını kendinden de biliyor, ya
da.
diye.

mavilik, uzak olunca nasıl da küçülüyor,
görmek yüceliği!
 ya küçülmeseydi'yi düşündürüyor şeytan yelken için.
ve bir de şeytanın asla uğrayamayacağı yerler var
insan sırtını yaslayabiliyor,
yaslanabiliyor insan bazı'ya da.
kum,a beyaz,a. belki de,
boyun'a.

fotoğraf: enes yurdaün.


16.10.11

nakkaş levni.

ev hali, analogun dijital hali. ile:instagram





27.8.11

yol

   
iki yolu biraraya getirdik, elbet biri fedakarlık edecekti.

14.7.11

arnavut

suluboya da olabilirmiş fotoğraf. arnavutköy kaç yılında ada'ymış? bu kıyıda neler anlattım? şimdi biraz mola verilmeli diye: bıraktım yaz arası, yaz ortası. tam da yazın ortasında güneşin önünde binlerce bulut. kış arası,kış başı. diye anlatılırdı mevsim. fotoğraflar, suluboya da olabilirmiş. arnavutköy aslında ada.

16.6.11

hımm şiiri

emirganı buluyorum tam da bu rüyada. bir ev, evin karşısında deniz. denizin kenarına konmuş balıkçılar. buralarda kuşlar değil balıkçılar var. sulariçinde balıklar. balıklar içinde kısacık ömür. kızartmalık, buğlamalık. içimizi açsak, midye dolmaya güzel kasideler söylenebilir. ancak bu mevsimde iyi gidecek olan bir tek o vardır: susup izlemek. bu solgun mavi de rüzgarı betimler aslında. farketmeyiz ama asıl edebiyat, edebiyle oturandır. nasıl da susan bir mavi anlatmaya yetiyor bu rüzgarlı sahili. işte tamamiyle emirgan ve onun fotoğraftanşiir hali.

yokuş masalları.

yokuşlar gölge soyundu ağaç dallarına
bileklerde biriken sıcak el kırışıklığına
ve mahalle içinde bilye oynamışlık
.
sıcak havada, bulut.
yaşlılık, sağanak.

yokuş, sallanır.
yaşlı hasırdan salıncak:
ağaç.

emirganiçte.


sohbetin sonu başı diye seslenecekse fotoğrafım. işte sohbet, işte tam damak tadım. bu renklerde bu hisler, bazı sokaklarda kaldı. başka bir isimle seslen bana. mesela..

iki anlamlılık

tanıyor çiçek bile. şimdi kokar. bu tren burayı çoktan unutmuş. ve sinemalar çekilmiş kentlerden. ben sigaramı söndürdüm. saatimin camındaki kırık bir evi hatırlatır. hikmet hanım.

1.6.11

manolya

manolya yaprağına yazılan şiirleri anlatabilir bu fotoğraf.
manolya olabilir onunla beyazıt ve çemberlitaş.
yastıkaltına gömülen dilekler uçup gelebilir bu sulara
tüm rüyalar buralar, tüm uykular burada.

ile:bilge yılmaz

ardı

bazı fotoğraflar,
nefes aldırır.
ağaçardına deniz,
denizardına yosun,
yosunardına kayalık.
kayalıkardına gök.
gökardına bulut.
bulutiçinefotoğraf.

post.avangard.

  fotoğraf makinesini de hıçkırık tutabilir, binaenaleyh haydarpaşa garı da burada hıçkırıktır.

ile:izge ege.
gölgeler:grilik.

30.5.11

eminönü

  

eminönü.
istanbul dediğim; yarısı emin yarısı önü.
bu turşucular. bu oyuncakçılar.
bu balık kokusu. bu kalabalık sesi.
bir yerde kalmış olmalı zaman
hiç gelmiyor şimdi'si.

güneşsuyu

"Gökyüzünde güneş, midemde güneş suyu." john fante*.
mevsim isimleri içinde, her mevsimin rengini anlatan bir karşılık olmalı.
yaz, bu kadarla bitmemeli mesela ve "toza sor*"ulmalı.

ile:erdem önel,enes yurdaün.

24.5.11

karaköy

orada hep serinlik var, trenin yavaş gelişine rağmen. serinliğin içinde eskimişlik kokusu. misafirsin, uğramışsın, gideceksin. kokunun içinde bekleyiş var. ne kadar beklesen de hep, geçmiş. hepsi, gitmiş.

23.5.11

mavi kuş.

bazı şarkılar bu bulutların ardından yazılmış olmalı. bu çiçeklere değmişliği, bu maviliği izlemişliği var bazı şarkıların.

fotoğraf: enes yurdaün.
şarkı: bülent ortaçgil-mavikuş.

fotoğraf içi

izleyebildiğim bir karanlık.
aydınlatabildiğim:
fotoğraf içinde fotoğraf.
fotoğraf içinde ayna. 
fotoğraf içinde pencere.

fotoğraf: enes yurdaün.

siyahbeyaz.

                       
ay ın doğuşuna uyanır siyahbeyaz.
ve bazı şeyler her renkle, siyahbeyazdır.
su hep siyah beyazdır, yaşlılık hep siyahbeyaz.
sigara içmek siyah beyazdır, dumanı hep siyahbeyaz.

fotoğraf: enes yurdaün .

17.5.11

yaz

mevsim:yaz. mevsim:yaz. mevsim:buralarda hep yaz.
adım:yaz. adım:mevsimlerden yaz.
sular:yaz, sularla yazılan kırmızı bir yaz.
yansıma:minik yaz.
gölge:akşamlayan yaz.

yangın daha

yanan fotoğrafı çok sevdim diye, ikinci bir yanık daha. evet, bu yanığı da çok sevdim. demek ki ben yanık şeylerden hoşlanıyorum: yanık börek, yanık kurabiye, yanık fotoğraf, yanık ten hariç.  ile:kübra yıldız

16.5.11

boş

bazı yollar, bazı adlardan ayrı yerlerde ikamet etmektedir. bu yolun adı neşe dir mesela, tok bir neşe: mütevazi bir neşelilik. gülümseyiş. tir. ancak bu kelimeler bu sokağı değil de başka "insan halleri"ni hatırlatır. oysa bu sokak hiç karşılık beklemeden, bu kelimeleri hatırlatır.

13.5.11

ulik.


bir renk olduğun hep belli. fındıklı rıhtımdayız. ve ilk defa fotoğraf çekiyoruz heyecanındayız. güzel bir tarih, güzel bir anı. sigara bile, onunla kibar. böyle bir insan işte: erdem önel.