9.11.13
14.7.13
10.4.13
arnavutköy.
henüz niyetim yok bu rengi paylaşmaya kimseyle.
bütün yaşlar geçip gidebilir,
bu renge tutunduğum müddetçe.
ile: seçil kalenderoğlu
2.4.13
tomurcuk
çiçek solar,
çiçek kokar,
çiçeklenir ellerden sevinç
sevinçlenir yaşlardan çocuk.
hüzün hiç gitmemişcesine
tomurcuktadır.
27.1.13
yol.
o ağlıyor,
ben ağlıyorum.
o renk'ten,
ben kardan.
bu zamanları
çok üşümüşlüğümüze sayalım.
çünkü;
mümkün olur hep
iki kol;
unutulur bütün bu kar ve yol.
çiçek
saçların'ı seçeceğim vardı,
saçların'dan seçeceklerim.
saçların'dan diyeceklerim vardı
ve saçların'a çiçeklerim.
ile: ezgi karvan.
ile: romantik istanbul dalları.
çaresiz
gökyüzü kabuklarından ayrılmış,
mavisi ile şiirlenmişti.
ve deniz belli ki, yalnızlığı ile
çırılçıplak,
öylece,
kalakalmıştı.
salacak.
yani demek istiyorum ki; unutamayınız.
çünkü unutmalısınız,
ve bu hep tersine işler.
ağaçtan
ağaçlara haksızlık etmiştim
ancak;
bunca siyaha karşı diyeceği onca ışık varken karaköy'ün,
ne eksiği vardı emirgan'ın.
ile: nisa yazıcı.
heybeli
gözlerinize, ne çok renk..
gözlerinizde, ne çok renk..
gözlerinizden, ne çok renk..
gözleriniz, ne kadar ağlar halli bir renk..
ile: el değmezlik.
beykoz hatırası
buruk sussun, ki gelir devamı
kırgın söz'lensin dilleri,
ki dinlenecek,
bütün yeşilliği gibi
karalığı.
ile: Seçil Kalenderoğlu
5.10.12
yol
yollarda uzunluğu tadıp tadıp molalandım.
aslında yolda olduğum yerde kaldım.
kim bilir belki yolun ortasında görünmez bir kapıdan
zorla gösterilen bir pencere içinde
bir şekilde, şu zamanda
buraya yakınlaştım.
bursa.
gitmeye gelecekler gibi.
arabaları çekip, kapıları kapatıp
güneşe iple zamanı bağlamış gibi,,,
16.9.12
6.8.12
ev
insanlığa şahit olmuş evler,
durup önünde nefes biliyorum.
kör bir soluk içinde,
kör bir bakmaya geleyim;
giderken.
26.7.12
pencere
çiçekleri suladığım yerdeyim,
uyku içinde.
bulunmuyor yapraklar.
evlerin sesleri taşlarından taşmakta,
artık pencerem ayrı
penceremden ayrı.
köy
çimenlere isim bulup, çimenlerden tütüyordu
arnavutköy'ün evliği güneşlenmiş
bir de
ihtiyarlamıştı.
ile: Çisel Karacebe, Seçil Kalenderoğlu
kara
gölgelenen daldan hız kesiyor yarım bacaklı bir dünya
çevirdikçe topallaşıyor kıyısından denizsiz kurak içi
vapurları karalara boyanmış bulunca karadeniz açığı
gözler rengini seçemez olur muş.
29.6.12
ateş
balatlı iki balıkçı teknesinin akşamındaki izmaritlerdik,
yosunları duyar ancak sevişemezdik.
çimenlere düşsek, rüyalar göğün içini delerdi
ya sabah olur ya da sabahı beklerdik,,
gelmezdi.
ile: seçil kalenderoğlu
emirgan
özellikle yan olmalı. çünkü hep böyle izledim bu sahneyi.
çocukluğu çiçek çiçek toprağa bağlamak tadını
hep böyle aldım.
salıncağa uzanmış, hazirana kavuşmuş
misafirliğin kurabiyesi ve çayı iken.
çok eski zaman, yirmi yaşım için bile.
27.3.12
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)