9.11.13




yarım bırakılan
kırık unutulanlar.

10.4.13

arnavutköy.


henüz niyetim yok bu rengi paylaşmaya kimseyle.
bütün yaşlar geçip gidebilir,
bu renge tutunduğum müddetçe.

ile: seçil kalenderoğlu

2.4.13

tomurcuk


çiçek solar,
çiçek kokar,
çiçeklenir ellerden sevinç
sevinçlenir yaşlardan çocuk.

hüzün hiç gitmemişcesine
tomurcuktadır.


ağaçlar



sohbet ederken hep tanıdık ağaçlardan.
seçil ile.
bebek sahilinde.

27.1.13

yol.


o ağlıyor,
ben ağlıyorum.
o renk'ten,
ben kardan.

bu zamanları
çok üşümüşlüğümüze sayalım.

çünkü;
mümkün olur hep
iki kol; 
unutulur bütün bu kar ve yol.

çiçek



saçların'ı seçeceğim vardı,
saçların'dan seçeceklerim.
saçların'dan diyeceklerim vardı
ve saçların'a çiçeklerim.

ile: ezgi karvan. 
ile: romantik istanbul dalları.

ayrılık

saat, zamana çok geç kalmıştı ki;
o, gün'dü.


çaresiz



gökyüzü kabuklarından ayrılmış,
mavisi ile şiirlenmişti.

ve deniz belli ki, yalnızlığı ile
çırılçıplak,
öylece,
kalakalmıştı.

g




gün ile gece
söylerken.

salacak.


 bütün söylenen sözleri özenle unutunuz.
yani demek istiyorum ki; unutamayınız.
çünkü unutmalısınız,
ve bu hep tersine işler.


ile: siyah beyaz seçil.

ağaçtan



ağaçlara haksızlık etmiştim
ancak;
bunca siyaha karşı diyeceği onca ışık varken karaköy'ün,
ne eksiği vardı emirgan'ın.


ile: nisa yazıcı.

tdk.


diyeceklerimizin hep var olduğu anlar.
buradaki an'ın diğer anlamı anlaşılmaktır.


çağ


tren yolları ve yağmur sesinden başkalaşır
o küçük kız şimdi saçlarını beline kadar uzatmış mıdır,

bulut.

                                      

      güzel havaların güzel insanları.

ile: Enes ve Ege silüeti.

iz.


bu sulardan geçemezdi,
bütün bu izlerin netliği.

heybeli



gözlerinize, ne çok renk..

gözlerinizde, ne çok renk..

gözlerinizden, ne çok renk..

gözleriniz, ne kadar ağlar halli bir renk..

ile: el değmezlik.

beykoz hatırası



buruk sussun, ki gelir devamı
kırgın söz'lensin dilleri,
ki dinlenecek,
bütün yeşilliği gibi
karalığı.

ile: Seçil Kalenderoğlu

5.10.12

yol



yollarda uzunluğu tadıp tadıp molalandım.
aslında yolda olduğum yerde kaldım.
kim bilir belki yolun ortasında görünmez bir kapıdan
zorla gösterilen bir pencere içinde
bir şekilde, şu zamanda
buraya yakınlaştım.

gündem,den




bazen renk denen çizgiden yürüyorum
sizi duyamamışsam,,,

bursa.



gelecek olanlar hep mi vardı-r,
gitmeye gelecekler gibi.
arabaları çekip, kapıları kapatıp
güneşe iple zamanı bağlamış gibi,,,

16.9.12

taş.

 
gözler görüldü, yumulmuş,
kör bir zamandaymış postalar
taş'maktan göremeyenmiş zaman.


küçüksu





şehirlerden ışıklar seçip,
yağmurlu güne güneş seriyorum,
rüzgar, boynumuzun güzel arkadaşı.

ile: seçil kalenderoğlu

6.8.12

ev


insanlığa şahit olmuş evler,
durup önünde nefes biliyorum.

kör bir soluk içinde,
kör bir bakmaya geleyim;
giderken.

26.7.12

pencere


çiçekleri suladığım yerdeyim,
uyku içinde.
bulunmuyor yapraklar.
evlerin sesleri taşlarından taşmakta,
artık pencerem ayrı
penceremden ayrı.

köy



çimenlere isim bulup, çimenlerden tütüyordu
arnavutköy'ün evliği güneşlenmiş
bir de
ihtiyarlamıştı.

ile: Çisel Karacebe, Seçil Kalenderoğlu

istanbul


evlerine sığamıyordu perdeler; ötelenmişti,
çoğu istanbul'un istanbul'undaki.

kara



gölgelenen daldan hız kesiyor yarım bacaklı bir dünya
çevirdikçe topallaşıyor kıyısından denizsiz kurak içi
vapurları karalara boyanmış bulunca karadeniz açığı
gözler rengini seçemez olur muş.

29.6.12

ateş


balatlı iki balıkçı teknesinin akşamındaki izmaritlerdik,
yosunları duyar ancak sevişemezdik.
çimenlere düşsek, rüyalar göğün içini delerdi
ya sabah olur ya da sabahı beklerdik,,
gelmezdi.

ile: seçil kalenderoğlu

emirgan

özellikle yan olmalı. çünkü hep böyle izledim bu sahneyi.
çocukluğu çiçek çiçek toprağa bağlamak tadını
hep böyle aldım.
salıncağa uzanmış, hazirana kavuşmuş
misafirliğin kurabiyesi ve çayı iken.

çok eski zaman, yirmi yaşım için bile.

27.3.12

cemrenin düşmesi

gezi parkı'nda güzel duruş'lar bıraktık.

ile: zeynep kale