güzel olan her renk lacivert'ten kahverengi'ye giden yoldan gelir bazı söylediklerimiz, fotoğrafın kurban bayramı halinden daha mühimdir her şey istanbul iken bu renk bu bulut bu kuş ve ağaç aslında yalnızca soğuktur, sıcak görünen sarı soğuk.
biraz ironi barındırır, pencere önüne yapay çiçek koymakla başlar bunlar. "Shot a rabbit from the back seat window
Sat and watched the summer corn grow Ate ice cream in a desert dream And got lost in father's singing Too hot inside Too hot outside Lazy days when I said let's go for a ride We'd sail on Spirit Lake Me, my pappy, and his lemonade"
suluboya da olabilirmiş fotoğraf. arnavutköy kaç yılında ada'ymış? bu kıyıda neler anlattım? şimdi biraz mola verilmeli diye: bıraktım yaz arası, yaz ortası. tam da yazın ortasında güneşin önünde binlerce bulut. kış arası,kış başı. diye anlatılırdı mevsim. fotoğraflar, suluboya da olabilirmiş. arnavutköy aslında ada.
emirganı buluyorum tam da bu rüyada. bir ev, evin karşısında deniz. denizin kenarına konmuş balıkçılar. buralarda kuşlar değil balıkçılar var. sulariçinde balıklar. balıklar içinde kısacık ömür. kızartmalık, buğlamalık. içimizi açsak, midye dolmaya güzel kasideler söylenebilir. ancak bu mevsimde iyi gidecek olan bir tek o vardır: susup izlemek. bu solgun mavi de rüzgarı betimler aslında. farketmeyiz ama asıl edebiyat, edebiyle oturandır. nasıl da susan bir mavi anlatmaya yetiyor bu rüzgarlı sahili. işte tamamiyle emirgan ve onun fotoğraftanşiir hali.
sohbetin sonu başı diye seslenecekse fotoğrafım. işte sohbet, işte tam damak tadım. bu renklerde bu hisler, bazı sokaklarda kaldı. başka bir isimle seslen bana. mesela..
tanıyor çiçek bile. şimdi kokar. bu tren burayı çoktan unutmuş. ve sinemalar çekilmiş kentlerden. ben sigaramı söndürdüm. saatimin camındaki kırık bir evi hatırlatır. hikmet hanım.
eminönü. istanbul dediğim; yarısı emin yarısı önü. bu turşucular. bu oyuncakçılar. bu balık kokusu. bu kalabalık sesi. bir yerde kalmış olmalı zaman hiç gelmiyor şimdi'si.
"Gökyüzünde güneş, midemde güneş suyu." john fante*. mevsim isimleri içinde, her mevsimin rengini anlatan bir karşılık olmalı. yaz, bu kadarla bitmemeli mesela ve "toza sor*"ulmalı.
orada hep serinlik var, trenin yavaş gelişine rağmen. serinliğin içinde eskimişlik kokusu. misafirsin, uğramışsın, gideceksin. kokunun içinde bekleyiş var. ne kadar beklesen de hep, geçmiş. hepsi, gitmiş.
yanan fotoğrafı çok sevdim diye, ikinci bir yanık daha. evet, bu yanığı da çok sevdim. demek ki ben yanık şeylerden hoşlanıyorum: yanık börek, yanık kurabiye, yanık fotoğraf, yanık ten hariç. ile:kübra yıldız
bazı yollar, bazı adlardan ayrı yerlerde ikamet etmektedir. bu yolun adı neşe dir mesela, tok bir neşe: mütevazi bir neşelilik. gülümseyiş. tir. ancak bu kelimeler bu sokağı değil de başka "insan halleri"ni hatırlatır. oysa bu sokak hiç karşılık beklemeden, bu kelimeleri hatırlatır.
bir renk olduğun hep belli. fındıklı rıhtımdayız. ve ilk defa fotoğraf çekiyoruz heyecanındayız. güzel bir tarih, güzel bir anı. sigara bile, onunla kibar. böyle bir insan işte: erdem önel.
bu evlerin ardında deniz var ve sanki deniz: iriyarı bir adam ve yaz kış palto giyiyor, elleri siyah; suya değmemekten, elleri sert; ele değmemekten, elleri kar; tene değmemekten. oysa öyle değil, deniz; bildiğimiz; fakat bu evler; bu mutfak manzarası; bir daha bilemeyeceğimiz.
“laterne” yi küçükken öğrendiğim almanca bir çocuk şarkısında bırakmış, bu yaşımda(mekanın adı: laterne) karşılaşınca nasıl olur ki şaşkınlığı yaşamıştım. şarkı canlanmış, kısır, börek yapmış ve incebellibardaklık çay demlemişti. çiçeklerle süslenmiş, kapalı alanda açık alan hissini tüm havaya karıştırmışlardı. epey soluduk, güzel kareler, güzel anılar. ile:pınar hızarcı.
ebru teknesi ve etrafındaki minik boya kavanozları hep evimizin bahar kısmı. bir de pencere önünde bayburttan toplayıp getirdiğimiz çiçekler var. o çiçeklerin bir de kokusu var tabii. fakat öyle çiçek kokusu değil; ve sanırım tarifi yok. desenli mumlarımız da ablamın can sıkıntıları, ve kenardaki iki kuş, onlar da benim sevinçlerim. ve bu iki fotoğraf da, bizim evin hali,vakti. biraz sakin biraz akşam.